Yazar

Ahi.optik@hotmail.com

57 makale bulunmakatadır

GİZEMLİ MADALYON ( 1 )

08:05 - 13 Eylül 2021

+A

-A

 MADALYONU BULMAK 
         Uyku tutmamıştı ,yataktan kalktım evde herkes mışıl mışıl uyuyordu , üzerimi giyinip dışarı çıktım. 
         Pazar günü olduğundan sokakta sadece kuşlar uçuşuyordu , binaların arasından Kentparka geçtim ,suların olduğu kanalı temizliyordu belediye görevlileri , temizlik bitmiş yukarıdan suları açıyorlardı sular büyük bir coşku ile dalga dalga köpürerek kanalı doldurmaya başlamışlardı ki görevlilerden birisinin ayağı kaymış suların içerisine düşmüştü arkadaşlarının neşeli kahkahası parkı çınlatmıştı , yere düşen görevlinin şapkası sularla birlikte önüme kadar gelmişti , temizlik araçlarının kanala girdiği yere indim şapkayı almak için eğildim şapkayı alırken suların içerisinde parıldayan bir madalyon taşların arasına sıkışmış bir şekilde duruyordu , şapkayı da madalyonu da aldım.
        Görevliler ıslak arkadaşını alıp neşeli bir şekilde parktan ayrılırken bir elimde şapka bir elimde madalyonla kaldım , şapkayı çöp kovasına bıraktım , yakındaki bankın birine oturdum.
Madalyonun bir tarafında yıldızlar ve ay vardı , diğer tarafında ise kılıç figürü , temizleyip iyice kuruladım nedense bu madalyonu takmak istedim boynuma.
        Madalyonu boynuma takmamla birlikte sanki başka bir boyuta geçmiştim , saniye sürmemişti kendimi yerde çimenlerin üzerinde buldum , oturduğum bank yoktu ve kentparkı çevreleyen su bentleri yoktu su başıboş bir şekilde akıyordu suyun etrafı sazlar ve çiçeklerle çevriliydi .
        Ayağa kalktım etraftaki evlerde yoktu arkamı döndüm şaşkınlığım iyice arttı bizim evlerin yerinde kocaman surlar vardı bu surlar şimdiki Emniyetten Ahi Camisine kadar gidiyordu.
       Neler olduğunu anlamaya çalışırken köprü tarafından atlılar geliyordu , kendimi sazların arasına bıraktım yanımdan geçerken beni görmediler en önde giden Moğol saldırılarından bahsediyordu , Moğollar , Kayseri kent merkezini harabeye çevirip batı istikametine yöneldiklerinde geride , insan nefesinin olmadığı vahşi hayvanlara ve yırtıcı kuşlara ziyafet olan bir kent bırakmışlardı.
Baciyan kurucusu Fatıma Bacı , Moğol saldırılarında esir edilmiş , Moğolların çok aramalarına rağmen ulaşamadıkları Sultan Alaaddin'in hanımı Mahperi Hunat Hatun , gelini ve kızı ile beraber , günler öncesinden kenti terk etmişler Adana Civarında bir Ermeni Kralının himayesine sığınmışlardı.
       Atlılar uzaklaşmışlardı ne olduğunu anlamaya çalışıyordum ki birden madalyon evet madalyon geldi aklıma bir madalyona birde etrafa baktım madalyonu tuttum ve çıkartmak istedim fakat içimden bir ses dursun biraz daha diyordu ancak emin olmalıydım bu yaşadıklarım madalyon yüzünden miydi ?
       Madalyonu çıkarttım tekrar ışıklar içerisinde saniyeler sürecek bir yolculuk yapıp geri Kentparka gelmiştim.
Şaşkındım madalyonu tekrar takmak istedim bir an durdum ya tekrar geri gelemezsem ?
Herşeye rağmen tekrar takıp o günlere dönebilecek miydim ?
Heyecandan kalbim yerinden fırlayacaktı sanki , her şeye rağmen madalyonu tekrar taktım ve sazların ve kamışların arasına tekrar döndüm.
        Akan su çok berraktı hatta içerisinde balıklar bile vardı , suyun kıyısından ilerlerken şimdiki emniyet tarafındaki surların kenarında küçük bir su değirmeni vardı çayın suyu değirmeni ağır ağır döndürüyordu , değirmenin yanına geldim içeride yaşlı değirmenciden başka kimse yoktu koca bir çuvalı kaldırmaya çalışıyordu ki bana dönüp " bakmaya devam mı edeceksin yoksa yardım mı edeceksin evlat " dedi...
Çuvalın ucundan tuttum ve kaldırıp un olması için tahta tekneye döktük.
Yaşlı değirmenci bir bana birde üzerimdekilere baktı "sen kimsin evlat nereden gelip nereye gidersin " dedi .
Bir anlık şaşkınlıktan sonra Horasan'dan geldiğimi Moğollardan kaçtığımı kaçarken esir tüccarlarına yakalandığımı ve bir gece moğolların saldırısına uğradığımızı ve gecenin karanlığından faydalanıp kaçtığımı anlattım , üzerimdekilerini de esirlerin arasında bulunan bir ecnebiden aldığımı söyledim.
       Kalacak bir yerimin olmadığını burada kalıp isterse ona yardımcı olarak kalmak istediğimi söyledim , hiç sesini çıkartmadan tahta merdivenleri gıcırdata gıcırdata yukarı çıktı birazdan elinde elbiselerle geldi "madem kalacaksın önce üzerini değiştir " dedi.
Yeni elbiseler hoşuma gitmişti , bir taraftan surları ve etrafı incelerken diğer taraftan çalışıyordum.
"Acıktın mı evlat " dedi tahta dolabı açtı ekmek ve peynir çıkarttı "...
 
                           DEVAM EDECEK

Anahtar Kelimeler : Celalettin Güngör,
Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

ANKET

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku