Yazar

Ahi.optik@hotmail.com

65 makale bulunmakatadır

GÖNLÜM SENİ ARIYOR

08:05 - 3 Aralık 2021

+A

-A

Sabahın ilk ışıkları ile beraber ablamın o kulakları tırmalayıcı sesi geldi " sen daha yat ekmeğe ben giderim "...
O sesi bile özledim hakkaten...
Gelin olduğu gün nasılda omuzlarımda ağlamıştı... Yine sabah olsa yine sıcak ekmek istese ....
Uyuya uyuya Cakcakların fırınına gittim herkes sıcak pide derdinde sanırsın ki düğün alanı tüm Kırşehir fırının önünde ...
"Gelirken pastırmada al " yine ablam ...  Saray Sineması vardı hizasındada meşhur pastırmacı Halim amca ... Ne lezzetliydi tulumu ve pastırması...!
Kahvaltıyı bitirip annemle kasapların arkasında kurulan pazara gittik , mis gibi kaymaklı yoğurtlar , köy yumurtaları , kelle peynirler ,  tereyağları yeniden acıkmıştım...
Eve dönerken eski sanayinin karşısında mal pazarındaki köftecinin buram buram köfte kokusuda işin abartısı olmuştu...
Baharın gelmesi ile birlikte Kındam, Değirmendere , Ökse ... Heryer yemyeşil olmuş papatyalar , rengarenk güller ve çiçekler ...
Kervansaray'da çiğdem toplamak ...
Sanayiden yürüttüğümüz rulmanlarla  ( bilyelerle ) yaptığımız tornetlere Kümbetaltının yokuşunda binip tekrar onu sırtımızda yukarı çıkartıp binip tekrar aşağı kayardık terin suyun içerisinde kalırdık ...
Misket ( bilye ) oynardık postanenin arkasında kıran kırana ...
Pazartesi günü okulun ilk günü bu günü güzelleştiren tek şey Cacabey okulumdaki kantinci Cumhur abiydi ... Aman Allahım ne güzel , ne tatlı tostu vardı ...
Yorgun argın okuldan çıkmış gidiyorduk , Kırşehirspor 'lu Ahmet abinin kahvesinin önünden geçiyorduk , kahvesinden yine kahkaha sesleri geliyordu , anlaşılan pişti oynuyorlardı birisi yenmiş pişti yaptığı kağıtları duvara yapıştırıyordu....
 
Hantokuş ... Hemen hemen bütün Kırşehir bilir bu komiser abimizi , adamcağızdan ne isterlerse bir türlü anlamazdım taş atıp kaçarlar , polisler arkada taşı atan önde Kırşehir 'in dar sokaklarında bir koşuşturmaca , bir heyecan ..!
En sonunda kaçan bulduğu bi tandır damına yada bağ evine soluk soluğa kendini atar polislerden kurtulurdu ...
Önümüzden hızla polisler geçti , bi taraftan silahını , kemerini tutuyor bir taraftan koşturuyorlar , öndekiler avazları çıktığı kadar bağırıp , gülüşüyorlar , İspanyol paça pantolonları ayaklarına kuş paçası gibi dolaşırken , kalın kemerleri parlıyor , dar kesimli gömleğin üç düğmesini açık , saçlar omuzlarında heyecan ve neşeyle polislerden kaçıyorlardı...
İyice acıkmıştım öğlenin bu saatinde Ali Baklanın pastenesinin önünden geçiyordum kıymalı pideler sıcacıktı ...
23 Nisan yaklaşınca heyecanlanırdık...
Erkekler izci , kızlar hemşire , şiirler , marşlar , heryer kırmızı ve beyaz rengarenk ...
En zoru ve en güzelide izci elbiseleriydi ... Zor olanı beyaz ipi bi türlü bağlayamazdım imdadıma ablam yetişirdi ...
Güzelliği ise o elbiseleri giyince nasılda şişerdim...
Ramazan ayı daha bi güzel olurdu ...Yapılan yemeklerden bir tabak da komşuya gönderilirdi : "Kokusu gitmiştir nefsi çeker " ...
Ramazanda vakit geçsin diye ikizarasında olta nerde ... Çatalla balık yakalamak ne zevkliydi ...
Hele kaleden atılan ramazan topu , dakikalar geçmez sanki uzardı ... Atılıncada fırlardık soluk soluğa eve...
Ramazan sonu bayram alışverişi .... Herkes kendince birşeyler hazırlardı ...
Uzun çarşıda Ahmet ipek vardı ayakkabıcı... Anam elimden tutar bi eli belinde bi eli çenesinde giydiğim ayakkabılara bakar birini beğenir , parasının birazını verir , birazınıda öbür aya bırakırdı ...
Ayakkabı seçiminde seçme ve seçilme hakkımız şimdiki çocuklar gibi özgürce değildi malesef ...!
Şekerci Salih amcanın dükkanı vardı ,  şekerler rengarenkti ve çokda güzel görünürdü bayramdan bayrama yediğimizden midir nedir nasıl bi tadı olurdu bitmesin diyede evde köşe bucak saklanırdı  ...!
Şimdi heryer şeker ama tadı yok ...!
Sabah bayramdı ne kadar heyecanlıydık çata patlar , mantarlar , bayram harçlıkları , tatlılar vay anam vay ...
Bayram namazı dolmuş taşmıştı Cıncıklı Camii...
Güzel günlerdi beee...
Memleket karışıktı , Doktor Sami Bey 'in binasında dernek vardı , memleket meseleleri en hararetlisinden tartışılır , daha sonra hiçbirşey olmamış gibi kucak kucağa çay içilirdi ...
İşte bugünlerde Kırşehir 'im ikiye bölünmüştü sağ ve sol diye ...
Gençler ... Emmi - hala , dayı - teyze çocukları herkes birbirini tanıyor ama kimse kimseye acımıyor ...Yakaladıklarını yaka , paça indirip kafa göz dalıyorlardı ...
Bide karşı grubun arasında kalırsan vay haline ...!
Şimdiki büyüklerin burnu yamuksa bilki bu dayaklardandır...
Zor günlerdi ama atlatmıştık , ondan daha zor günlerle ...
Dedim ya atlatılan o günlerin ardından saçlar omuzlarımızda , gömleklerin düğmeleri açık doğru dürüst tek yürüme alanı bir postane bir hastane yürür dururduk...
 
Para nerede ...! Saray Sinemasının önünde Teksas , Tommiks satılırdı bazen satın alır aldığımızı okuyuncada ya satar yada değişirdik ...
Kazandığımız para ilede Kel Basri 'nin kahvesinde masa tenisi oynardık...
Artık gençtik , sık sık tavşanın kahvesine uğrardık ...
Ayakkabılarımın  altına kalenin eteğinde
Celalettin
Celalettin Güngör
eteğindeki ayakkabıcılardan ilk pençemi çaktırıp şıkır nasılda yürümüştüm...
Yaşımız ilerleyince bir işin ucundan tutmak gerekti , şimdiki gibi nerede üniversite okumak , ana baba parası yemek ...!
Ama ahtim vardı ilk haftalığımla önce Cesur amcanın kurufasülyesini yiyecektim , öbür haftalığımla Kör Velinin pidesini , üçüncü haftalığımlada sabah erkenden Turşunun çorbası , en sonrayada Hacının Sırsaray restourantında kızarmış tavuk kimse tutamaz beni diyerek işe gidip geliyorum ....
Dedim ya işe girince paramda olunca Termeye sıcak suya gidip Hılladaki göle dalıp çıktığım günlere nispet yapacaktım...
Herşeye rağmen birkaç haftalık biritirip taksitle koluma bi saat aldım vay anam vay bendeki hava bin beşyüz ..!
Dururmuyum hiç yıllardır imrenerek baktığım kalenin eteğindeki boncuk gibi dizili fotoğrafçılardan birine gittim ...
Gömleğin düğmeleri açık saat takılı kolum çenemi hafifçe tutuyor ...
Artık benimde resmim camekanda ...!
İlk haftalığımı yinede can arkadaşlarımla paylaşmak istedim hafta sonu Kırşehir 'imin maçı vardı ...
Parasızlığın gözü kör olsun hep kaçak girerdik maça , ama bu sefer öyle olmadı gittim maç biletlerini aldım ...
Bizim ekip yine Ahi Camisinin ordan geliyordu herzaman oturduğumuz ağacın altında bekliyordum ...
Yine şen şakrak geliyorlardı , " beyler bugün bendensiniz "  dedim ...
Hemen ağacın altına oturduk maç olurda çemen olmaz mı ?
Ali Güzey 'in çemenini sıcak ekmeklere sürdük , yeşil ökse gazozu , cebimizde maç biletleri  var mı lan bizden daha iyisi ...!
Stada girişte biletleri verirken biraz mahcup biraz yiğittik mahcupluğumuz bizi kaçak girerken idare eden abiden utanmıştık , ama onun babacan gülüşü biletleri alıncada " vay vay tosunlarıma bakın " deyip bizi içeri alması yüceltmişti bizi...
Namı değer amigo Cevat amca yine coşturuyordu tribünleri , rakipte iyi oynuyordu hani amma Tevfik ağabeyimiz yine kafayla topu ağlarla buluşturunca Galip dayının kurusıkı tabancasının patlaması bir oldu ...!
Kırşehir olurda düğünsüz gün olur mu ?
Tahta masalar elma ağaçlarının altına kurulmuş bi yandan keman , bi yandan saz... Davul - zurna geleni karşılıyor gideni uğurluyor...
Biter Kırşehir'in gülleri biter efendim
Şakıyıp dalında bülbüller öter
Aynam düştü yerlere
Karıştı gazellere
Tabiatım kurusun
Bakarım güzellere
Güzelleri çoktur hep yeni yeter efendim
Kaşının üstünde keman görünür
Gülüm aman aman....
Haydi oynama şimdi ....
Eveet bir daha gelir mi o tatlı günler gelmez malesef ....
Şimdi şu yaşadığımız zor günlerde birbirimize sahip çıkalım ...
Kalp kırmayalım bizden önce kimler geçti gitti , bizlerde birgün göçüp gideceğiz ...
Vatanımıza , birbirimize ve şehrimize sahip çıkalım...

Anahtar Kelimeler : Celalettin Güngör,
Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

ANKET

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku