Yazar

Ahi.optik@hotmail.com

31 makale bulunmakatadır

KIRŞEHİR'E KONSERVATUAR

07:46 - 28 Haziran 2019

+A

-A

Yıl 1934 Atatürk, Kırşehir’e üçüncü kez gelir,gelirken Büyük Önder, yanına Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nıda alır.Görülmemiş bir kalabalık vardır,konser başlar başlar ama bizimkiler umduğu havayı bulamazlar nerede Muharrem Usta nerede Hacı Taşının uçurduğu havalar,konser biter,Kırşehir hayal kırıklığına uğrar, Atatürk, Kırşehir Valisi B. Nazım Akyürek’e görüşünü sorar. Vali Bey de, diplomatik dille, konserin muhteşem olduğunu söyler.Valinin hemen yanında daha bıyıkları terlememiş bir delikanlıya gözü ilişir Gazinin “Söyle bakalım sen nasıl buldun konseri?”
                Bu genç bizim Muharrem ustadan başkası değildir elbette,Muharrem Usta, her zamanki Abdal mütevâzılığı ile “Sağ olun Paşa’m. Kırşehir’e bir senfoni getirmek lütfunda bulundunuz. Lâkin, Gırşehir Gırşehir olalı böyle zulüm görmedi” der. Paşa şaşırır,ortalık Adeta buz kesilmiştir, “Niye Usta? Neresi zulüm bu konserin?” diye sorar . “Daha ne olsun Paşa’m. Bethoven’in 2. Senfonisi çalınırken, 4. kemancı, ‘Re Bemol’leri hep yanlış çaldı.
                Gırşehir gibi bir memlekete bundan böyük zulüm olur mu, gözüne gurban olduğum?”... Evet imkan vardı, Oxford Üniversitesi vardı da bizim uşak mı okumadı,ilkokulu tabir caizse sidik zoruyla bitiren,okulu terk eden,gücü neye yetiyorsa kimi keman,kimi saz,davul,zurna büyükleri eline ne verdiyse çalar, sesi güzel olan türküsünü okur, bazıları da köçeklik yapar,o düğün senin bu düğün benim sıcaktan yanmış tenleriyle hem düğünleri şenlendirirler hem de para kazanırlardı. Bu insanların Kaderleri de Kırşehir gibi garipti kimsesizdi abdallar ve Kırşehir birbirine öyle sarılmışlar,bağlanmışlardı ki sevgiyi de, özlemi de,hasreti de beraber gidermişlerdi. su garip halimden bilen şiveli nazlı, gönlüm hep seni arıyor neredesin sen? Tatlı dillim güler yüzlüm ey ceylan gözlüm, gönlüm hep seni arıyor neredesin sen? Sanki büyük usta bu boşluğu sözleriyle böyle doldurmuştu... Bazılarına göre Abdal, belki çingene ama sonuçta onlarında duyguları vardı,sevgileri vardı bu duyguları olmasaydı kemanın tellerini kuşbaşı doğrar gibi ince ince dertli dertli çalabilirler miydi? Sebep Mezerinde Yosunlar Bitsin Yılanlar Çıyanlar Mekanın Tutsun Viran Olsun Yurdun Baykuşlar Ötsün Kimsesiz Ellerde Kalasın Sebep Evet her şeyin bir sebebi vardı, belki de, onlar böyle mutluydu davulla tokmağı vururken,kaşıkları birbiriyle adeta dans ettirirken,zurnanın son deliğine parmağıyla basarken tüm hüzünleri, parasızlıkları, zor hayat şartları kim bilir nasılda bir film şeridi gibi hızla geçiyordur gözlerinden.... Kimi zaman ağ gelini indirdiler yayladan,kimi zaman Halime'yle çay aşağı gittiler,gönül dağına çıkıp yazlarını kışa çevirdiler.Kendilerini cahil görüp yalan dünyanın rengine kandılar,seher vakti yarin kapısını çalıp kendim ettim kendim buldum, evvelim sen oldun diye yalvarırken niye çattın kaşlarını dediler.
                Türkü deyince akla gelen rahmetli Neşet ustanın memleketiydi burası , bir nevi türkü cennetiydi ama sadece sözde,sadece birkaç yerde ismi ,vefatından sonra açılan Neşet Ertaş kültür merkezi ve birde mezarı vardı büyük ustanın koca Kırşehir'de neden bir konservatuarı yoktu.Kırşehir'de üniversitemiz var ama içerisinde birde Neşet Ertaş konservatuarı olsa kötümü olur. Açılan konservatuar sayesinde hak ettikleri değer ve itibarları verilir bu neşeli sevimli kardeşlerimize, böylece Kırşehir onlara gönül borcunu ödemiş olur, herkese Kırşehir'in Gülleri gibi renkli ve güzel günler dileğiyle...

Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

ANKET

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku