Yazar

cam__omer@hotmail.com

218 makale bulunmakatadır

ÖYLE BİR GEÇER ZAMAN Kİ

11:09 - 16 Şubat 2021

+A

-A

 

 
Fotoğraflarıma bakarken yıllar öncesinin ilkokul fotoğrafıma rastladım.  
Köyden şehre göçmüştük. 
Okulumuz Evimize yakındı. 
Birçok arkadaşlarımız okula çok uzaklarda gelirlerdi biz onlara bakarak çok şanslıydık. 
Zil sesiyle okul bahçesindeydik. 
1968 yılının Eylül ayında Öğretmek kılıç özü İlkokuluna kayıt olmuştum. 
Köyde beş sınıf bir arada eğitim görürdük. 
Şehir okulunda her sınıfın ayrı öğretmeni vardı. 
Veliler tarafında Öğretmelerin ayrı bir değeri olurdu. 
Aile önce öretmene çocuğunu teslim etiğinde derisi senin kemiği benim derdi. 
Bizi de öyle öğretmenlerin eline teslim ettiler. 
Öğretmenlerim içerisinde Hasan öğretmenim dışında hepsi rahmetli oldular. 
İlk önce Bekir öğretmen, daha sonra Hasan öğretmen, Hüseyin öğretmen ve Kudret öğretmenimde diplomayı aldık. 
Yağlının Hüseyin bir adı da “cıbır” öğretmenin çok dayağını yedim. 
Bir ben değil sınıfında olup da değneğini yemeyenlerin sayısı çok azdı. 
“Cıbır” öğretmen örgencilerini eğitmiyordu hıncını alıyordu. 
Örgenci ile diyalog kuramıyordu, bundan olmalı ki sopa elinde eksik olmuyordu. 
“Cıbır” öğretmen beni sınıfta al koydu nedeni çok yarmaz olmamdı. 
Aile toplantıları olduğunda anam giderdi anamı bütün velilerin yanında bu oğlun çok yaramaz adam olmaz dermiş. 
Eve gelince de anamın dayağı başlardı. 
O yıllar da yetişen öğretmenleri hepsi olmasa birçoğu örgenci ilişkisini tam kuramıyordu. 
Örgencinin ensesinde devletin eli gibiydiler. 
Örgencinin Zekâsına yetişemiyordu bu yüzden örgenci yaramazlık yaptığında dayağa sarılıyordu.  
İlimle eğitemedikleri çocukları sopayla eğittiklerini sanıyorlardı. 
Sınıfta kaldım  “cıbırda” kurtuldum Kudret hocamla mezun olmuştum. 
Hasan öretmenin cıbırdan çok farklıydı güzel öğreticiydi bir başka okula gitmişti. 
Kudret öğretmenimle bir arkadaş gibiydim. 
Bizim örgencilik yılarımızda özel okullar henüz yoktu. 
Varsa da biz bilmezdik.  
Sınıfımızda yaşı epey büyük arkadaşlarımız da vardı. 
Okula gecikmeli başlamışlardı.  
Okulumuz bulunduğumuz mahallenin en yeni okullarından biriydi.  
Eve yakındı.  
Ama sınıflar arasında daha iyi-daha kötü ayrımı yoktu. 
Önlüklerimiz tek tipti.  
Zengin, fakir ayrımı hissedilmezdi.  
Yardım yapılacaksa, maddi durumu uygun olmayan arkadaşlarımıza kimse bilmeden yapılırdı.  
Gazeteciler çağrılıp da bu öğrenciler teşhir edilmezdi, kimse bilmezdi.  
Sabahçı öğlenci sınıflarımız ayrılmıştı. 
Yarım dönem sabahçı, yarım dönem öğlenci olurduk.  
Benim için sabahçı olmak çok önemliydi, çünkü öğleden sonra akşam geç saatlere kadar bütün gün sokaklarda koşup oynardım.  
Öğleden sonra okula gidenlere akşamcı denirdi oyun oynama saatlerim azalacaktı. 
Cumartesi günleri yarım dönem ders görürdük. 
Cumartesini pazarı iple çekerdik. 
Bağ bahçe her yer oyun alanlarımızdı. 

Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

ANKET

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku