Yazar

ispir_ert@hotmail.com

1 makale bulunmakatadır

TÜRKİYE’DE KIRSAL GÖÇ ALGISI

07:00 - 14 Aralık 2015

+A

-A

1700’lü yılların sonlarına doğru, Avrupa’da başlayan Sanayi Devrimi’nin meydana getirdiği ekonomik ve sosyal değişim, beraberinde kırsal toplumunda çözülmesine neden olmuştur. O yıllarda Avrupa’da hızlı bir şekilde yayılan emek yoğun sanayileşme olgusu, ihtiyacı olan iş gücünün büyük bir kısmını kırsaldan karşılama yoluna gitmiştir. Bunun sonucunda Avrupa’da kırsal nüfus giderek azalırken kent nüfusu veya sanayi nüfusu giderek artmıştır. Nüfustaki bu değişimin en önemli nedenini elbette kırsaldan kentlere olan göçler oluşturmuştur.
Türkiye, sanayileşme sürecine gecikmeli olarak 1950’li yıllarda başlamıştır. O yıllar Türkiye’nin siyasi, sosyal ve ekonomik dönüşümünün de başladığı yıllar olarak bilinmektedir. Ekonomisi büyük ölçüde tarıma ve kırsala dayanan Türkiye’de, sanayinin ekonomideki payı da yavaş yavaş oransal olarak artmaya başlamıştır. Sanayileşme, ihtiyacı olan iş gücünü kırsaldan karşılaması ile kırsal nüfus gerek miktar gerekse oransal olarak giderek azalmaya başlamıştır. Yine benzer şekilde sanayinin araç gereçlerinin tarımsal mekanizasyon yoluyla tarıma girmesi ile bu sektörde zaten var olan iş gücü fazlalığı kentlere doğru yönelmeye yani göç etmeye başlamıştır.
Kırsal göç algısı, Türkiye’de bir sorunsal alan olarak tanımlanmaktadır. İlkesel olarak bu sorunun var olduğunu kabul etmemek doğru bir yaklaşım değildir. Ancak kırsal sorunlarının kentlere göç yoluyla taşınması, söz konusu sorunun gerek kamusal gerekse halk tabanında bir karşılık doğurmuştur. Bu karşılık, göç sorunun çözülmesi ya da göçün önlenmesi şeklinde kendisini göstermiştir.
Öncelikli olarak ifade edilmelidir ki, kırsal göç sorunu kentlerde meydana getirdiği tahribat büyük ölçüde kentlileri veya kent kimliğini rahatsız etmiştir. Öteden beri kentin kamusal desteği veya yakınlığının kırsaldan daha fazla olması bu sorunun kent ağzıyla ifade edilmesine neden olmuştur. Kırsal göçün kentlerde oluşturduğu sorun yumağı elbette küçümsenmeyecek kadar büyüktür. Ancak unutulmamalıdır ki bu sorunun kaynağını kırsal bölgeler ve tarımsal sorunlar oluşturmaktadır. Türkiye’de kırsal yapı büyük ölçüde köylerde ve buralardaki küçük tarımsal işletmelerden oluşmakta ve üstelik bunların önemli bir kısmı örgütsüz haldedir. Bu dağınıklık ve örgütsüzlük kırsalın sorunlarının daha düşük bir ses tonuyla ifade edilmesine neden olmaktadır. Yine kırsal nüfusun, sosyolojik yapısı büyük ölçüde geleneksel metotlarla hareket halinde olduğu için sorunlarının ifadesi bazen bu sosyolojik yapıya takılmaktadır. Böylece kendilerinden kaynaklanan sorunlar ancak kentlere göçe edince işsizlik, çarpık kentleşme, varoş, kimlik çatışması veya daha farklı siyasi, sosyal ve ekonomik bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu algı, kırsal göç sorunun kentli bir bakış açısıyla ve merkezi bir karar verme mekanizmasıyla çözüme kavuşturulmaya çalışılmasına neden olmaktadır.
Kırsal göç sorunu sebepleri ve sonuçları ile birlikte aslında bir ülke sorunudur. Tarımsal sorunların çözümündeki aksaklıklar veya yanlış uygulamalar bazen bu nüfusun kentlere göç etmesine yani itici faktörleri oluşturmasına neden olmaktadır. Bu faktörlerin neler olduğunun tespiti ve kırsal göç ile bağlantısı bizzat kırsalda yapılacak çok yönlü çalışmalarla çözüme kavuşturulabilir. Kırsal göç konusunda ülkemizde yapılan birçok akademik çalışmanın da kentlerde yapılması da bu algının boyutunu ortaya koymaktadır.
Kırsal göç algısı ancak Türkiye’de kırsalın ve kentin gür sesi ile doğru bir zemine kayabilecek ve sorununa bakış açısı ve çözümü de bu ses doğrultusunda çözüme kavuşturulmaya çalışılacaktır. 

Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

ANKET

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku