Yazar

serap.firat@hotmail.com

2 makale bulunmakatadır

ULUSLARARASI İLİŞKİLER DENİZİNE AÇILMAK

09:25 - 22 Temmuz 2014

+A

-A

Öğrencilerle vedalaşmalarımız bitmez. Bu hafta sizlerle, “Uluslararası İlişkiler Bölümü” öğrencilerime veda yazımı paylaşmak istedim, ilgi duyacağınızı umarak...
 
“Sevgili öğrenciler, sizleri “başarı” kavramının, “bilgi”ye ilişkin öncüllerin bulunmasının, edinimlerimizin sergilenmesi tekniklerinin, geleceğin tehdit ve fırsatlarının sezilebilmesi yöntemlerinin dolambaçlı yollarında dolaştırdıktan sonra, artık “kıyı”ya bıraktık.Dilerim her biriniz bu kıyıdan açıldığınız denizde mutlu ve ayakta kalabilirsiniz.
 
Unutmayın, bilgi noktasal bir kavram olmaktan çok, ilişkisel bir kavramdır. Her ilişkisellikle ve her zamansallıkta, yeniden tanımlanır, esner, büyür, dönüşür.
 
Bu konuda Zedlin’den bir alıntıyı size aktarmak isterim. Şöyle der ünlü felsefeci: “Bilgi hiçbir zaman derli toplu desteler halinde ayağımıza gelmemiştir, edindiğimiz bilginin ne gibi içerimleri olduğu raporlanarak bize sunulmamış, üzerine içeriğini açık seçik belirten etiketler konmamıştır. Bu yüzden beynimizin içinde dolanıp duran kamyonlar dolusu bilgi çoğu zaman gerektiği gibi boşaltılamamıştır; yüklerin gerektiği gibi ilgi görecekleri hedeflere ulaştırılabilmesi için yükün küçük parçalara ayrılabilmesi gerekir. Beyindeki trafik sıkışıklıklarının birinci nedeni budur: Hepsi de yüklerini aynı birkaç noktaya boşaltmak isteyen irili ufaklı birçok taşıyıcının oluşturduğu konvoylar otoyolları tıkamaktadır.” (Theodore Zedlin, İnsanlığın Mahrem Tarihi, Çev.Elif Özsayar, Ayrıntı Yay., 2.Bas., İst., 2000, s.429)
 
Bu tıkanıklığı aşmak için neler yapmamız gerektiğine gelmeden önce, yine bir başka ünlü düşünürün, sizin disiplin alanınızda bilginin kullanımına ilişkin sözlerini de araya sıkıştırma hainliği yapmadan geçemeyeceğim. J
 
Dünyanın en ünlü çağdaş felsefecilerinden Fukuyama, uluslar arası ilişkiler alanındaki “bilgi”nin özünü “savaş” gerçeğinde düğümleyip bırakıyor. Ona göre:
 
“Son yüzyıldır iktisat ve sosyolojideki bütün önemli teorik akımların temsilcileri tarih ve tarihsel değişim sorunuyla boğuşuyor, oysa uluslar arası ilişkiler teorisyenleri sanki tarih yokmuş, savaş ve emperyalizm insan ufkunun, başlıca kökenleri Tukidides zamanından bu yana hep aynı kalmış değişmez yanlarıymış gibi konuşuyor. İnsan toplumunun bütün alanları; din, aile, ekonomik organizasyon, politik meşruiyet anlayışı tarihsel olarak gelişmeye devam ediyor, yalnız uluslar arası ilişkiler hep aynı kalıyor: “Savaş ebedidir”. (Fukuyama, Francıs (1999), Tarihin Sonu ve Son İnsan, Çev. Zülfü Dicleli, Gün Yayın, 2.Baskı, İstanbul, s.245)
 
Savaş yıkımlarının azaldığı ve disiplin alanınızın bu bilgi dışındaki unsurları ile beslendiği günlerin artmasını dilerim. İşte o günler için, tekrar Zedlin’e kulak vermemiz gerekirse, “bilgi”yi nasıl içselleştireceğimiz ve tamamen “bizim” kılacağımız sorunu ile ilgili olarak şöyle öneriyor:
 
“Doğru algı ayarı kullanmak, algı mekanizmasını, gerektiğinde ayrıntıları sınırsızca yakalayacak, gerektiğinde geniş panaromalar elde edecek şekilde çalıştırmak, bir sanattır, hem de bütün sanatların ve bütün başarıların temelini oluşturan bir sanat. Ben kitabımda, algı odağını değiştirebilme yeteneğinin günlük hayatın gidişatını nasıl derinden etkileyebileceğini göstermeye çalıştım. Hayatı nüanslarıyla birlikte kucaklamak isteyenler zihinlerini otomatik fotoğraf makinesi gibi kullanarak bir yere varamazlar; ancak görüntü kompozisyonunuzu tasarlayarak, ışık ve gölgeyle oynayarak ilgi çekici bir resim elde etmeyi umabilirsiniz.“ (s.429)
 
Hepinize objektifi temiz ve güçlü bir fotoğraf makinesi bilinci ve deklanşöre basma gücünü kullanabilme yetkinliği diliyorum. Önünüze açılan yolu, hem bizim için, hem de kendiniz için açmaya devam görevini başarıyla yürüteceğinize inanıyorum. Ama acı gibi görünse de aslında hayatın en eğlenceli yönü olan, bilgi edinme serüveninin sürekliliğini anımsatma konusundaki son sözü, hocaların hocası İlber Hocaya bırakıyorum:
“Gençlere başarılı yıllar diliyorum. Kendilerini yetiştirme disiplini ve alışkanlığını edinmezlerse üniversite diplomasından hiçbir hayır beklemesinler.” (Ortaylı, İlber, Kırk Ambar Sohbetleri, Aşina Kitaplar, Ankara, 2006, s.115)
 
Sevgiyle gidin, mutlaka yine buluşacağız. 

Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

ANKET

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku